MAYIS'12

  1. Kütükçü Alibey ilköğretim Okulunda eğitim verildi
    İlköğretim Eğitimleri - Çarşamba, 02 May 2012


    TEMA Vakfı gönüllü eğitmeni Soner ORAY tarafından Kütükçü Alibey ilköğretim Okulunda 120 öğrenciye "Toprak ve Erozyonla Mücadele" konularında eğitim verilmiştir.


  2. 100.yıl İlköğretim Okulu Eğitim Paketi etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Çarşamba, 02 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan 100.yıl İlköğretim Okulu Minik TEMA eğitim paketi etkinlikleri

    Öğretmen:Fatma AYDEMİR

    {phocagallery view=category|categoryid=173|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displayname=0|displaybuttons=0|displaydescription=1|type=1|imageordering=1}


  3. Karasu Acarlar Longozu gezisi
    Doğa ve Kültür Gezileri - Pazar, 06 May 2012


    Yavru ve Minik TEMA danışman öğretmenlerine yönelik olarak gönüllülerimizin katılımı ile Karasu Acarlar Longozu gezisi düzenlenmiştir.

    {phocagallery view=category|categoryid=177|limitstart=0|limitcount=0|detail=3|type=1|imageordering=1}


  4. Geleneksel Bahar Kermesi
    Açılış-Tören-Yemek-Konser - Pazartesi, 07 May 2012


    Topraklarımızın erozyon tehlikesine karşı korunması amacıyla yola çıkan ve kendisine büyük Atatürk'ün "Vatan Toprağı Kutsaldır Kaderine Terk Edilemez" sözünü ilke kabul eden TEMA Vakfının 20.yaşına girmesinin sevincini ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz.

    Her yıl yapmış olduğumuz "Geleneksel Bahar Kermesi"miz Sayın Zeynep KÖŞKER'in anlamlı açılış sunumu ve TEMA Vakfı Ankara Temsilcisi Mukadder EKREMOĞLU'nun konuşması ile saat 10.30'da gerçekleşmiştir.

    TEMA Vakfı Ankara Temsilciliği ailesinin ve gönüllü dostlarının saygı ve sevgi duygularıyla harmanladığı ve hazırladığı kermesimize
    Sayın Saime TOPTAN (ÖZEV Başkanı)-Sayın Olcay KÖKSAL (Kırıkkale Milletvekili Sn.Oğuz Kağan KÖKSAL'ın eşi)-Sayın Melek İPEK (Hayırsever)-Sayın İpek-Cumhur BÖLER (Devlet Opera ve Balesi Sanatçıları)-Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Sayın Prof.Dr.Şengül HABLEMİTOĞLU-SOS Vakfı Müdüresi Sayın Nevin UĞURLU-Özel Aşiyan Koleji Müdür, öğretmen ve Minik-Yavru TEMA öğrencileri-Güzelkent Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri-TEMA Vakfı Ankara Temsilci Yardımcısı Süleyman ÇETİN-TEMA Vakfı Danışma Kurulu Üyesi Selahattin EKREMOĞLU ve gönüllülerimiz açılışa katılmışlardır.

    {phocagallery view=category|categoryid=174|limitstart=0|limitcount=0|detail=3|type=1|imageordering=1}

    {vimeo}41762229{/vimeo}


  5. Polis Amca İlköğretim Okulu Eğitim Paketi Etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Salı, 08 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Polis Amca İlköğretim Okulu Minik TEMA eğitim paketi etkinlikleri

    {phocagallery view=category|categoryid=175|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  6. Ali Kuşçu İlköğretim Okulu Eğitim Paketi Etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Salı, 08 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Ali Kuşçu İlköğretim Okulu eğitim paketi etkinlikleri

    {phocagallery view=category|categoryid=176|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  7. Avrupa Günü şenliğinde stant
    Stantlar - Çarşamba, 09 May 2012


    Gönüllülerimiz Selahattin GÜVEN, Serdar ENGİNDENİZ ve Hacer ÜNVER tarafından Gençlik Parkında düzenlenen Avrupa Günü şenliğinde TEMA Vakfı'nı tanıtıcı stant açılmıştır. 

    {phocagallery view=category|categoryid=179|limitstart=0|limitcount=0|detail=3|type=1|imageordering=1}


  8. Türkkonut Yaprak Anaokulu Eğitim Paketi etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Çarşamba, 09 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Türkkonut Yaprak Anaokulu eğitim paketi etkinlikleri

    Öğretmen:Füsun YİĞİT

    {phocagallery view=category|categoryid=180|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  9. Pir Sultan Abdal İlköğretim Okulu eğitim paketi etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Cuma, 11 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Pir Sultan Abdal İlköğretim Okulu eğitim paketi etkinlikleri

    Öğretmen:Hilal OBALI

    {phocagallery view=category|categoryid=182|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  10. Ata Anaokulu eğitim paketi etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Cuma, 11 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Ata Anaokulu eğitim paketi etkinlikleri

    Öğretmen:Figen VAROL

    {phocagallery view=category|categoryid=183|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  11. Cahit Zarifoğlu İlköğretim Okulu Eğitim Paketi etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Cuma, 11 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Cahit Zarifoğlu İlköğretim Okulu eğitim paketi etkinlikleri

    Öğretmen: Zeliha GÜNEŞ DEMİR

    {phocagallery view=category|categoryid=184|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  12. Fatma Yaşar Önen Ticaret Lisesinde eğitim
    Lise Eğitimleri - Cuma, 11 May 2012


    TEMA Gönüllü eğitmeni Ali GÖKMEN tarafından Fatma Yaşar Önen Ticaret Lisesinde 70 öğrenciye "Toprak, Erozyonla Mücadele" konularında eğitim verilmiştir.


  13. Erken Başarı Lisesinde eğitim
    Lise Eğitimleri - Cuma, 11 May 2012


    TEMA Gönüllü eğitmeni Soner ORAY tarafından Erken Başarı Lisesinde 50 öğrenciye "Toprak ve Erozyonla Mücadele" konularında eğitim verilmiştir.


  14. Şukufe Nihal İlköğretim Okulunda eğitim
    İlköğretim Eğitimleri - Pazartesi, 14 May 2012


    TEMA Vakfı gönüllü eğitmeni Soner ORAY tarafından Şukufe Nihal İlköğretim Okulunda 100 öğrenciye "Toprak ve Erozyonla Mücadele" konularında eğitim verilmiştir.


  15. Sirkeli İlköğretim Okulu eğitim paketi etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Pazartesi, 14 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Sirkeli İlköğretim Okulu eğitim paketi etkinlikleri Öğretmen: Esra ATEŞ

    {phocagallery view=category|categoryid=185|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  16. Şehit Öğretmen Yasemin Bayram Tekin İ.Ö.Okulu eğitim paketi etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Pazartesi, 14 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Şehit Öğretmen Yasemin Bayram Tekin İ.Ö.Okulu eğitim paketi etkinlikleri Öğretmen: Safiye BEKTAŞ

    {phocagallery view=category|categoryid=186|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  17. Özel Dünya Çocuk Evi Anaokulu eğitim paketi etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Salı, 15 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Özel Dünya Çocuk Evi Anaokulu eğitim paketi etkinlikleri Öğretmen: Yeliz Bıçak Bekkaya

    {phocagallery view=category|categoryid=187|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  18. Osmangazi İlköğretim Okulu eğitim paketi etkinlikleri
    Minik TEMA Okul Çalışmaları - Salı, 15 May 2012


    Minik TEMA okulumuz olan Osmangazi İlköğretim Okulu eğitim paketi etkinlikleri Öğretmen: Bilge Uyanık

    {phocagallery view=category|categoryid=188|limitstart=0|limitcount=0|detail=4|displaybuttons=0|enableswitch=0|type=1|imageordering=1}


  19. Tekzen Mağazasında stant açıldı
    Stantlar - Perşembe, 17 May 2012


    Gönüllülerimiz tarafından Mesa Plaza'da bulunan Tekzen Mağazasının açılışında TEMA Vakfını tanıtıcı stant açılmıştır. 


Kırmızı Et Fiyatları Artışı ve Et İthalatı

ARJANTİNDEN  ET  İTHALİ  YAPILACAĞI  YOLUNDAKİ HABERLERLE
 İLGİLİ  BİLGİ  NOTU 

 

1.GİRİŞ:

Bilindiği gibi, 2010 yılı ilk aylarında başlayan perakende kırmızı et fiyatı artışları giderek toplumsal kaygılara yol açmış ve bir ekonomik kriz niteliği almıştır. Artan fiyatları dengelemek gerekçesiyle Hükümetçe alınan “canlı hayvan ve karkas et ithali” kararı üzerine, bir yandan Et ve Balık Kurumu diğer yandan da özel kesim tarafından “canlı kasaplık sığır, canlı besilik sığır ve koyun” ithalatı başlatılmıştır. Konuya özel Bakanlar Kurulu kararnameleri ile ithalatın AB ülkeleri ve Kuzey ve Güney Amerika’dan yapılacağı öngörülmüştür.

Yapılan ithalatın kısa ve orta dönemde hayvancılığımız üzerinde yaratabileceği olumsuzlukların yanında, özellikle GDO içeren yem ham maddesi üreten Arjantin gibi ülkelerden yapılacak alımların yaratabileceği olası sağlık sorunlarına dikkat çekmek ve tartışılabilir kimi çözüm önermelerini açıklamak amacıyla, bu bilgi notu öncelikle hazırlanmıştır. Hayvancılığın, özellikle et hayvancılığının sorunlarını sorgulamaya ve çözümlemelerini açıklamaya çalışan kapsamlı  KIRMIZI ET SORUNU başlıklı bir başka değerlendirme ise daha sonra yapılacaktır.

 

2.DEĞERLENDİRME:

GİRİŞ bölümünde kısaca tanımlanan konu, aşağıda “ithalat sürecinin başlama biçimi, uygulamaların özet tanıtımı, et fiyatı artışının ardında yatan nedenler, ithalatın yol açabileceği olumsuzluklar, kısa ve orta dönem için  çözüm yaklaşımları ve TEMA konu hakkında nasıl davranmalı” alt başlıkları halinde değerlendirilmeye çalışılmıştır.

2.1.Kırmızı et fiyat artışı ve  ithalat süreci nasıl başladı?

Ülkemizde 2010 yılının ilk bahar aylarında kırmızı et perakende fiyatlarında, gelenekseli aşan fiyat artışları meydana gelmiştir. O dönemde et tüketim talebinin birden bire artmasını gerektiren yeni bir durum olmamasına rağmen meydana gelen fiyat artışları, doğal olarak toplumsal tepki ve hatta infial ile karşılanmıştır. Toplumda oluşan tedirginlik ve güvensizliğin kısa dönemde giderilmesi amacıyla, Hükümetçe sorunun çözümü için, “kasaplık olarak hemen kesilebilecek sığır ve koyun, besiye alınacak sığır ve sığır karkası” kapsamında bir çok ülkeden canlı ve kesilmiş materyal ithalatı yapılması kararına varılmıştır. 

2.2.Hükümet kararı doğrultusunda canlı hayvan ve et ithali uygulamaları:

Edinilen bilgilere göre; belirlenmiş gümrük tarifelerine uymak ve belli bir tarihe kadar gerçekleştirmek koşuluyla, özel firma ve kişilerce kasaplık ya da besilik hayvan ithalatında her hangi bir kısıtlama söz konusu olmamıştır. Et fiyatlarında gözlenen artış genel bir bunalım niteliğini kazanınca, Hükümet bir yandan “Et ve Balık Kurumuna “ithalat görevi vermiş ve Kurumca yapılacak ithalatta gümrük vergisi oranlarını düşürmüş, öte yandan ise belli olan gümrükle özel kesimin yaptığı ithalattaki süre kısıtını kaldırmıştır.

Özetlenen bu anlayışın yaşama geçmesi için  2010/373 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle Et ve Balık Kurumu Genel Müdürlüğünün toplam 23500 ton , 2010/623 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle ise 100.000 ton et ve canlı hayvan ithalatına karar verilmiştir. Bu tarihi izleyen 2010/754, 2010/756, 2010/822, 2010/972, 2010/1155 ve 2010/1157 sayılı değişik Kararnamelerle ise geçerli olan gümrük tarifeleri indirilmiştir.

Hükümetin Et ve Balık Kurumuna ithalat görevi vermesinin ardında, yükselmiş olan iç fiyatların geriletilmesi amacı yatmaktadır. Aynı amaçla, ithalatın maliyetinin düşürülmesi için var olan gümrük vergilerinde indirimler öngörülmüş ve uygulanmıştır. Özel kesimin ithalat süresine ilişkin sınırın kalkması da aynı amaca dönük bir başka uygulama olmuştur.

Öngörülen uygulamanın yapılabilmesi bakımından; mevzuat gereğince Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 300.000 baştan gazla kasaplık sığı, 200.000 baştan fazla besilik sığır, 1.000.000 baştan fazla kasaplık koyun ve 500.000 tondan fazla sığır karkası ithalatı için kontrol belgesi düzenlenmiştir.

Bakanlar Kurulu Kararları uyarınca, Et ve Balık Kurumu tarafından 4.5.2010 tarihi ile 12.10.2010 tarihi arasında on adet ithalat ihalesi yapılmış, bunlardan iki adedi sonradan iptal edilmiştir. Bu ihalelere göre toplam 64.500 ton canlı kasaplık sığır, 4000 ton canlı besilik sığır ve 6100 ton taze soğutulmuş karkas ithal edilecektir.

Kurum tarafından hazırlanan “Canlı Kasaplık Sığır İthalatı Teknik Şartnamesine” göre; İzlanda, Norveç, Estonya, Litvanya, Macaristan, Finlandiya, Yunanistan, Avusturya ve diğer Avrupa Birliği ülkelerinden ithalat yapılacaktır. Kurum tarafından yapılan ve sonradan iptal edilen 6.5.2010 tarihli ihalede ise üç eyaleti hariç ABD’den, bir bölgesi hariç Brezilya’dan, iki bölgesi hariç Arjantin’den, Uruguay ve Şili’den ithalat yapılacağı öngörülmüştür. Ne var ki, söz konusu ihalenim iptalinin gerekçesi “yeteri kadar katılımcı olmadığı” biçiminde gösterildiğinden, sonraki ihalelerde Amerika kıtasından ithalat yapılacağına ilişkin kararların bulunması kaçınılmaz görünmektedir. Bununla birlikte 25 Ocak 2011 günlü gazete haberlerine de yansıdığı gibi, Arjantin’den de kırmızı et ithalatı yapılacağı anlaşılmaktadır. Hatta; ülkemizi ziyaret eden Arjantin Devlet Başkanı Christina Fernandes de Kirchner’in Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL ile yaptığı görüşmede “Türkiye’nin Arjantin’den 20.000 ton kemikli et ithalatı yapacağı” yolundaki beyanı, böylesi bir ithalatın yapılacağını kanımızca kesinleştirmiş bulunmaktadır. 

Et ve Balık Kurumu resmi belgelerine göre 18.7.2010 ile 18.12.2010 tarihleri arasında Mersin, Derince, Trabzon, Tekirdağ ve İzmir limanlarından toplam 129.488 baş canlı kasaplık sığır, 20.000 baş canlı besilik sığır ithali gerçekleşmiştir. Güvenilir bilgi edinilemediği için, ne miktarda olduğu bu aşamada bilinemeyen özel kesim ithalatı bu miktarın dışındadır.

İthalatçı ülkelerde “sanayi yemi/et ürünü fiyat paritesi” dengeli olduğu için, birim karkas et maliyetleri de düşüktür. Bu düşük maliyetlere göre oluşan fiyatlardan ithal edilen materyal, ülkemize indirilmiş gümrük tarifeleriyle sokulduğundan, ithal etin maliyeti iç fiyatlara göre doğal olarak düşük olmuştur. İhale belgeleri ve ilgililerden alınan bilgilere göre, ithal edilen canlı sığırın 1 kğ’ının ithal maliyeti  3,5 Euro  civarında oluşmaktadır. Besisini almış canlı sığırın  yaklaşık %60 düzeyinde bir randıman sağladığı ortalama kabulüyle, 1 kğ karkas etin ithal maliyeti yaklaşık 5,8 -6,0 Euro olmaktadır.  (3,5 Euro : 0,60 = 5,83 Euro) 1 Euro’nun  yaklaşık 2 TL olması kabulüyle, ithal edilmiş canlı kasaplık sığırdan elde edilen 1 kğ  etin maliyeti 11,5- 12,0 TL civarında oluşmaktadır.   

Oysa, konuyla uğraşanların ve konu uzmanlarının hesaplarına göre, ülkemizde gerçekleştirilen sığır besisi sonunda, 1 kğ etin maliyeti yaklaşık 13–15 TL aralığında oluşmaktadır. Kanımızca bu fiyat yüksekliğine, başka unsurların yanında beside kullanılan sanayi yemi fiyatlarını yüksekliği ve sürekli artması yol açmaktadır.

2.3.Kırmızı et fiyatlarının artmasının ardında yatan nedenler nelerdir?

Tarafımızdan hazırlanmakta olan kapsamlıKIRMIZI ET RAPORUNDA et ve hayvancılık bunalımına yol açan nedenler, önem sıralarına göre ayrıntılı olarak analiz edilmekte ve orta ve uzun dönemde yapılması gerekenler konusunda gerekli değerlendirmeler yapılmaktadır. O nedenle bu “bilgi notunda”yaşanan sorunun ardında yatan nedenler çok kısa ve özet olarak belirtilecektir.

Nedenlerle ilgili bir irdelemeye geçmeden, konuya“neden-sonuç” ilişkilerini gözeten bir yaklaşımla bakmak ve“Yaşananın bir sorun mu yoksa başka sorunların bir sonucu mu?” sorusunu yanıtlamak gerekir.Hayvancılığımızın uzun zamandan bu karşı karşıya bulunduğu “gelişme yetersizliği, verim düşüklüğü, maliyet yüksekliği, özellikle kırmızı et üretimi bazındaki arz yetersizliği ve bunlara bağlı göreli fiyat yüksekliği” gibi genel sorun alanları dikkate alınınca, yeni bir sorun gibi görülse de  2010 da görülen “et fiyat yükselmesi olayı”, kanımızca hayvancılık genelinde yaşanan sorunsalınbir özel sonucudur.

-Peki “sorun gibi görülen bu sonuca neler yol açmıştır? “ türünde bir değerlendirmeye girmeden önce, 2010 ilk baharında ortaya çıkan kırmızı et fiyat artışı krizinin ardındatüketim talebinin aşırı artması ve fiyatların da bu yüzden yükselmesi gibi, sektör dışı bir etkenin yol açmadığını ve sorunun sektörden kaynaklandığını görmek gerekir.

2.3.1.Et fiyatlarının artmasının temelinde, öncelikle tarım politikalarının yetersizliği ve yanlışlığı yatmaktadır.

-Fiyat artışı krizi sadece 2010 uygulamalarından kaynaklanan kısa dönemli bir sorun değildir. Sorunun temelinde “toplumsal-ekonomik-teknolojik” nitelikli, çok boyutlu ve çok çeşitli tarım politikası yetersizlikleri bulunmaktadır. Kanımızca yaşananların ardında; “uzunca bir zamandan beri toprağı-suyu ve diğer doğal üretim olanaklarını yetenek ve niteliklerine göre doğru kullanamayan, varlık ve kaynakları tüketmeyi değil koruyarak verimli kılmayı sağlayamayan, verimlilik-düşük maliyet-yüksek katma değer yönünde üretkenliği yönlendiremeyen ve destekleyemeyen” yanlış ve yetersiz tarım politikaları yatmaktadır.

-Bu yanlış politikalar nedeniyle, hayvancılık tarım sektörü içerisinde alması gereken önemli yeri alamamış, bitkisel üretimin yanında ikincil konuma itilmiş ve hayvansal üretim özellikle de kırmızı et üretimi gerektiği hızda geliştirilememiştir. O yüzdendir ki ülkemizde kırmızı et üretimi uzun süreden bu yana tüketim talebini karşılamak açısından yeterli olamamıştır. Resmi veriler “1985 de 16,26 kğ olan kişi başına kırmızı et üretiminin 2010 da 10,86 kğ’a düştüğünü göstermektedir.

2.3.2.Tarım politikasını yarattığı sorunlar, hayvancılık alt sektörüne dönük politika yetersizlikleri ve yanlışlıkları sonucunda daha da ağırlaşmıştır.

-Ülkemizdeki hayvancılık sorununun bize göre ilk sorun alanını, hayvan populasyonunun ırk yapısı yeterince geliştirilememesi oluşturmaktadır. Son yirmi yılda geçmişe göre sütçü kültür ırkları ve melezleri doğrultusunda gerçekten de önemli gelişmeler sağlanmış ise de, benzer olumlu bir gelişim et hayvancılığı yönünde sağlanamamıştır. Ciddi tutarlı hayvan ıslahı programları uygulanmadığı için, et hayvancılığının ırk yapısında yeterli bir genetik iyileştirme gerçekleştirilememiştir.

-Kanımızca, et hayvancılığının yeterince gelişememesine yol açan ikinci ve temel bir sorun alanını ise “kaliteli kaba yem üretiminin yetersizliği” oluşturmaktadır. Meralarımızın yetersizliği aşırı ve yanlış kullanımı on yıllardan bu yana devam etmektedir. Çıkarılmış bulunan Mera Kanunu korumacılık ve ıslah yönünde yeterli bir etkinliği sağlayamamıştır. Yem bitkileri üretimi son yıllarda gözlenen göreli gelişmeye rağmen, ulaşması gereken düzeye gelememiştir. Bütün bu nedenlerle “et üretiminin temel dinamiğini oluşturan hayvan besiciliği” büyük ölçüde saman ve benzeri besin değeri düşük kalitesiz kaba yem ile sanayi yemlerine bırakılmıştır. Oysa, gerek et kalitesini sağlamak ve gerekse et üretim maliyetini düşürmek için, üreticinin “protein ve enerji değeri yüksek kaliteli kaba yemini bizzat üretmesi, verimlilik sağlamak bakımından bilimsel zorunluluktur.

-Et hayvancılığımızın gereğince gelişmemesinin ardında yatan makro özellikli bir başka sorunu da,  geçmişte et ihtiyacımızın önemli bölümünü karşılayan küçükbaş (koyun, keçi) hayvancılığın özellikle son yirmi yılda tümüyle çökertilmesi” oluşturmaktadır. Sayısal azalış kimi bölgeler özelinde otlak ve yaylak güvenliğinin ortadan kalkmasına bağlı olsa da, ülke genelinde küçükbaş sayısının düşmüş olduğunun belirtmek gerekmektedir. Resmi veriler 1990 da 51.530.000 baş olan küçükbaş sayısının 2000 de 35.902.000 başa, 2005 de 31.811.000 bşa ve 2009 da 26.878 başa yani yirmi yılda yarı yarıya düştüğünü ortaya koymaktadır. Aynı verilere göre;  1985 de toplam kırmızı et üretiminin %43 ü koyun ve keçilerden sağlanırken, bu oran 2010 da %20,6 ya düşmüştür. Bu tabloyu  küçükbaşta tam bir çöküş olarak tanımlamak abartı sayılmamalıdır.

-Bize göre, son dönemde ortaya çıkan “kırmızı et üretim yetersizliği sorununa”, üstte özetlenmeye çalışılan üç sorun alanının yanında, 2007 yıllında meydana gelen önce aşırı süt fiyatı ve sonra et fiyatı düşmesine bağlı “süt hayvanı kesimleri de” etkili olmuştur. Anılan yıllarda kanımızca hayvancılığın yeterince desteklenmemesine bağlı olarak süt fiyatlarında beklenilmeyen ve aşırı düzeyde düşüşler meydana gelmiştir. Hükümetin fiyat düşmesini önleyici etkin tedbir alamaması nedeniyle, uzun süreli düşük süt fiyatına direnemeyen ve bu yüzden üretimini sürdüremeyecek duruma düşen bir çok üretici, çok sayıda süt ineğini hatta gebe düvelerini dahil kasaba götürmek zorunda kalmıştır. Resmi verilere göre 2000- 2006 arasında ortalama 1.700.000 baş civarında seyreden sığır kesimi, 2007 de 2 milyona ulaşmıştır. Zamanın Bakanlık Müsteşarının beyanına göre 2007 yılında 800.000 civarında inek kesilmiştir. Doğal olarak bu ölçüde yüksek olan bir kesimin sonucu sadece o yıl üretilen sütün azalmasıyla sınırlı kalmamıştır. Sonraki yıllarda doğacak buzağı sayısı da önemli oranda kısıtlanmış olduğundan, sorun sonraki yıllara besi materyali arzının düşmesi olarak yansımış ve 2010 larda gözlenen et üretim arzı azlığı kaçınılmaz olmuştur. Konu uzmanları 2007 de gerçekleşen 800.000 baş inek kesiminin, sadece döllerinden dolayı 2009-2010 yıllarına yansıyacak karkas üretimi düşmesinin  yaklaşık 100.000 ton düzeyinde olduğunu belirtmektedir. Kısaca, bugün yaşanan kırmızı et üretim yetersizliğine genel sorunların yanında, 2007 de meydana gelen süt hayvanı kesimlerinin de önemli etki yaptığını söylemek gerekmektedir. 

Üstte açıklanmaya çalışılan tarım geneli ve hayvancılık özeli sorunların ortak etkisiyle, kırmızı et üretiminde son dönemlerde beklenilen gelişme sağlanamamış ve hatta üretimde önemli gerileme meydana gelmiştir. Resmi veriler 2000 yılında 491.681 ton olan formel yani denetlenebilir kombina ve mezbaha kesimi toplam kırmızı et üretiminin, 2005 de  409.775 ton, 2009 da ise 412.600 ton olduğunu, yani artmak bir yana on yılda yaklaşık   yüzde yirmiye yakın azaldığını ortaya koymaktadır. Üretimin artmaması  hatta azalması süreci doğal olarak et arzını da daraltmış, talepte de azalma olmayınca doğal olarak et fiyatları dönem boyunca düşmemiş ve 2007 yılı süt ineği kesimi  gibi özel sorunlar da eklenince, et fiyatlarının yükselmesi kaçınılmaz olmuştur.

-Ülkemizdeki kırmızı et fiyatlarının yüksek olmasının bir özel nedenini de, kanımızca besi hayvancılığında kullanılan fabrika yemleri fiyatlarının esasen yüksek olması ve devamlı artışı hususu oluşturmaktadır. Gelişmiş ülkelerde hayvancılık üreticisi 1 kğ süt ile yaklaşık 2 kğ fabrika yemi satın alabilirken, yıllardan beri yem fiyatları süt ve et fiyatlarının çok üzerinde hızlarla arttığı için,ülkemizde 1 kğ süt ile ancak 1 kğ yem alınabilmektedir. Yani üstte açıklanmaya çalışılan makro sorunların yanında, üretim maliyetinin yüksek olması özel sorununun etkisiyle de, halkın yüksek fiyatla et tüketmesi kaçınılmaz sonuç olmaktadır.

2.4.İthalat sorunu çözer mi, yoksa yeni sorunların kaynağı mı olur?

-Kanımızca bu sorunun ilk bölümüne “sorunlar çözülür” biçiminde bir yanıt vermek mümkün değildir.

-İlk bakışta daha uygun fiyatla yapılan ithalatın perakende et fiyatlarında göreceli bir denge yarattığı söylenebilir. Fakat kanımızca, bu olumlu tablo hem geçici olacaktır ve hem de yeni ve daha önemli sorunların kaynağını oluşturacaktır.

-İthalatın durmaması ve verilen sözler ve düzenlenen kontrol belgelerindeki doğrultuda devam etmesi, bize göre gelecekteki kıtlığın habercisi olacaktır. Çünkü; bu BİLGİ  NOTUNUN  (2.2) nolu başlığının son iki paragrafında yapılan analizde sergilendiği üzere, düşük ithal fiyatı karşısında rekabet edemeyip direnemeyen hayvancılık üreticileri ve besiciler için yeni tasfiye süreci başlayacaktır. Esasen maliyeti düşük yabancı ülke etleri üstelik indirilmiş gümrük vergileriyle ithal edilerek, ülkemiz üreticisi haksız rekabet altında bırakılmakta ve adeta terbiye edilmektedir. Böylesi bir sürecin sonunda; direnemeyen, geçinemeyen ve hayvanına yem bile alamayan üretici, batmamak için istemese de anaç  yani doğurgan dişi sığır materyalini kasaba vermek zorunda kalacak, zararına sığır beslemek sürdürülebilir bir iş olmayacağından, kimi örnekleri şimdiden başladığı gibi bir çok besici kapılarını kapatacak, besiciye hayvan veren köylü iyice zora düşerek üretimini sürdürmekte zorlanacak ve tüm bunların ortak etkisiyle “et hayvancılığımızın uzun yıllar giderilemeyecek yeni ve ağır sorunlarla karşılaşması” kaçınılmaz olacaktır.

2.5. “Sorunlar nasıl çözülür?” sorusu için tartışılabilir kimi önermeler:

“Et hayvancılığının sorunlarının aşılmasına ilişkin” çok kapsamlı ve derinlikli bir değerlendirme yapmak, bir BİLGİ NOTU kapsamı bakımından mümkün olmadığı gibi, gerekli de değildir. Bununla birlikte; çözümleme için öncelikle soruna yol açan nedenlerin ortadan kaldırılması yaklaşımı esas alınarak, nedensellik temelinde oluşturulan kimi çözüm yaklaşımları, uzun dönem önermeleri ve çok yakın döneme ilişkin görüşler  olmak üzere iki alt başlık altında, aşağıda sıralanmıştır.

2.5.1.Et hayvancılığı sorunlarının giderilmesinin ön koşulu, tarım sektörünün gelişmeci doğru politikalarla yönlendirilmesidir.

-Türkiye toplumunun dengeli ve yeterli beslenmesi, hayvancılık üreticilerinin refahı ve dış pazar potansiyelinin kullanılması amaçları bakımından, et hayvancılığı sorunlarından arındırılarak, yeni-doğru-gerçekçi politikalarla geliştirilmelidir.

-Et hayvancılığının gelişmesi, tarımın doğru stratejiler yönünde değişmesine, tarımın gelişmesi ise verimlilikle üretkenliği, üretim temelinde büyümeyi ve üretileni dengeli paylaşmayı amaçlayan doğru-makro ekonomi politikalarına bağlıdır.

-Gelişimin ön koşulu, hayvancılık alt sektörünün yapısal sorunlarından arındırılmasıdır. Verimsiz, küçük, ekstansif et hayvancılığı yapısı “yaşayabilir-gelişebilir-yarışabilir”ekonomik nitelikli hayvancılık işletmesi dokusuna dönüşmelidir.

-Küçük köy hayvancılığı yapısı daha uzun dönem geçerliliğini koruyacağından, bu yapı demokratik kooperatifçilik ekseninde “ekonomik hayvancılık işletmesi” niteliğine dönüştürülmelidir.

-Ne var ki bu dönüşüm sektörün beklenilen gelişimi açısından yetersiz kalacağından, orta ve büyük ölçekte, entansif üretim yapan, ticari hayvancılık işletmeleri öngörülerek, devlet destekleriyle yönlendirilmelidir.

-Kırmızı et üretimi, toplumun beslenme talebini, ekonominin katma değer talebini, dış pazar olanaklarını birlikte kavrayan bir üretim hedefine yönlendirilmelidir.

-Yapısal dönüşüm ve amaçlanan üretimi sağlamak için, yeni-rasyonel-dış koşulları gözeten-verimli-seçici destekleme politikaları uygulanmalıdır.

-Türkiye toplumunun ve ekonominin talep ve gereğini karşılamak açısından, kırmızı et üretimini kesinlikle yükseltmelidir.Türkiye kırmızı et üretim artışını, ötelenemez bir hedef edinmelidir.

-Üretim artışı için ön koşul, öncelik koyun ve keçide olmak üzere hayvan sayısı artırılmalıdır. Bugünkünün iki katına çıkacak koyun ve keçi varlığından, şimdiki toplam et üretiminin dörtte biri kadar, bugünkünün yarısı kadar artırılacak sığır varlığından şimdikinin iki katı kadar ek et üretimi sağlanabilecektir.

-Et üretimi artışının ikinci koşulu üretim verimliliğini sağlamaktır.Et üretim verimliliğini sağlamak için gelişimi önleyici ilk kısıt olan yapısal sorun aşılmalı, üstte değinildiği gibi, köy hayvancılığı örgütlenme ekseninde verimli kılınırken, ekonomik-ticari et hayvancılığı işletmeleri de yaygınlaştırılmalıdır.

-Bütün bunlar yapılırken, et sorununun süt sorunu,süt sorununun da kırmızı et sorunu olduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

-Yapısal dönüşüm kuşkusuz verimlilik için yetmez. Verimliliği sağlamak için yapısal dönüşüme paralel olarak populasyonun ırk yapısının geliştirilmesi gerekir. Irk yapısının geliştirilmesi için populasyon etçi sığır ve koyun ırkları ile hem etçi hem sütçü kombine ırklar doğrultusunda geliştirilmelidir. Bunun için ülkesel ölçekte ve ulusal koşullarda “bir ırk ıslahı programı” uygulanmalıdır.

-Bu program kapsamında, kültür ırklarının doğal koşullara uyarlanmaları açısından yerli sığır ve koyun populasyonunun melezlenmesi öngörülmelidir. Melezleme için kullanılacak kültür ırkları doğru seçilmeli, başlangıçta bu ırkların canlı damızlıkları ve spermleri ithal edilmelidir.  

-İthal edilen materyal, uzmanlaşmış nüve damızlık işletmelerde çoğaltılarak, çevreye melezlemede kullanılacak materyal olarak yaygınlaştırılmalıdır.

-Uygulama kolaylığı ve maliyet azlığı nedeniyle, yerli ırkların melezlemesi canlı erkek materyal kullanmanın yanında, ülkesel ölçekli bir “suni tohumlama seferberliği” ile sağlanmalıdır.

-Üstün nitelikli damızlık üreten uzman işletmelerle, bunlardan nitelikli damızlık edinen ticari işletmeler desteklenmeli, iyi damızlık kullananlara damızlık maliyetinin bir bölümü subvansiyon olarak verilmelidir.

-Bu türden bir ülkesel ıslah programında, Batı Anadolu ve Marmara’ da saf kültür ırkı sığır yetiştiriciliği, Doğu ve Güney Doğu Anadolu başta olmak üzere,etçi ırklarla kullanma melezlemesi mutlaka gerçekleştirilmelidir.

-Benzer ıslah programı et koyunculuğu yönünde de uygulanmalıdır. Yerli ırkların kültür ırkı etçi ırklarla kullanma melezlemesi doğrultusunda ıslahı öngörülmeli, uygulama koyunculuğa uygun mera ve otlak olanağına sahip Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan başlatılmalıdır.

-İthal edilen etçi koyun ırkları Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü İşletmelerinde saf yetiştirme ile çoğaltılmalı, üretilen koçlar, koyunculuğun yaygın olduğu bölgelere yaygınlaştırılmalıdır.

-Koyunculukta da damızlık nitelikli üretim yapacak işletmeler desteklenmelidir.

-Devlet bu ıslah programında, ırk niteliklerini belirleyecek projeni test istasyonlarının kurulmasını sağlamalı, verim kontrolü, soy kütüğü tutulması, sertifikasyon hizmeti ve pedigri tutulması için gerekli alt yapıları oluşturmalı ve bunların yapılmasını özendirmelidir.

-Devletin tarımsal destekleme uygulamalarında, üretici örgütlenmesi öncelik ve ön koşul sayılmalıdır.Bu kapsamda; kullanılan damızlık materyalin maliyetinin bir kısmının subvanse edilmesi yanında, suni tohumlama maliyetinin bir bölümünün karşılanması ve yem bitkisi üretimi yatırım maliyetinin bir kısmının subvanse edilmesi gibi destek yöntemleri de kullanılmalıdır.

-Bölgesel senaryo olarak, geliri görece yüksek, yem bitkisi üretim olanağı bulunan Marmara ve Ege gibi bölgelerde, pazara duyarlı, teknoloji ve bilgi kullanabilen, damızlık ve süt üretimine dönük orta ve büyük ölçekli işletmeler yoğunlaştırılmalıdır. Daha sonra Güneydoğu da bu kapsama alınabilir. Köy populasyonu ile bağımlı, yem bitkisi üretim olanağı kısıtlı, süt pazarlama potansiyeli zayıf, mera otlak olanağı bulunan Ankara’ nın doğusu bölgelerde ise görece az sermaye kullanan, besicilere erkek materyal üretebilen küçük ve  orta ölçekli işletmeler, örgütlenme temelinde yönlendirilmelidir.

-Eskilerin deyimi ile “Et meselesinin ot meselesi olduğu.” gerçeği hiçbir zaman akıldan çıkartılmamalıdır.

-Hayvancılık işletme yapısının iyileştirilmesi, populasyonun ırk yapısını değiştirecek ıslah programının uygulanması, bölgesel senaryoların yaşama geçirilmesi, umulan verimlilik için gereklidir ama yeterli değildir. Et üretim verimliliğinin sağlanması için çok temel bir koşulu da “kaliteli kaba yem” üretimi oluşturmaktadır. Aksi halde, ırk yapısı gelişse bile, üstün ırkların genotip verimini sağlamak mümkün değildir. O nedenle, “ülkesel ölçekte bir yem bitkileri üretimi” programı oluşturulmalıdır.

-Çoğunlukla Doğu Anadolu’dan genç erkek materyal sağlayarak kapalı ortamda besicilik yapan işletmelerin yem bitkileri yatırımları, özel olarak desteklenmelidir.Devlet yem bitkisi üretim stratejisini özendirmeli, hayvancılık yapanların kendi kaba yemlerini üretecek yatırımlarını desteklemelidir.

-Besicilikte kullanılan fabrika yemi ya da üreticinin doğrudan kullandığı arpa, kepek ve benzeri kesif yemler için besicilere destek verilmelidir.

-Hayvancılığın önemli bir başka yem girdisini oluşturan arpa, mısır, yağlı tohum küspeleri gibi bitkisel ürünler için, ürünün piyasa fiyatını yükseltmeyen, böylece bu ürünleri yem olarak kullananlara uygun fiyat sağlayan, ama üreticinin de refahını amaçlayan “fark giderici ödeme” destek yöntemi kullanılmalıdır.

-Yem bitkileri üretimi gelişiminin, hayvancılığın yaşamsal sorunu olan kaliteli kaba yem açığının kapatılmasının yanında, toprağın çok yıllık bitkilerle kapatılarak erozyonun azalması, toprağın bitki besin maddesince zenginleştirilmesi ve esasen daralmış ve bozulmuş meralara yönelik baskının azaltılması açılarından da son derece önemli olduğu unutulmamalıdır.

2.5.2.Güncel sorun ya da ithalatın olası yıkımı nasıl giderilebilir?

Üstte oldukça ayrıntılı olarak açıklanmaya çalışıldığı üzere, günümüzde kırmızı et konusunda  “fiyat yüksekliği” ve “ithalatın neden olabileceği olumsuzluklar” olarak özetlenebilecek iki ayrı sorun ortaya çıkmıştır. Et fiyatı yüksekliğinin aslında et üretimi yetersizliğinden kaynaklandığı, üretim yetersizliğinin çözümünün ise “çok yönlü tarım ve tarım içi hayvancılık politikalarına” bağlı olduğu üstte (2.5.1.) nolu başlıkta açıklanmaya çalışılmıştır.

BİLGİ  NOTU’nun  (2.4) sayılı bölümünde açıklanmaya çalışılan “et ithalatının yaratabileceği sorunların” çözülmesi bakımından aşağıda özetlenen önermelerin gözetilmesinde yarar vardır.

- Hayvancılığımızın geleceği bakımından çok daha ağır sorunlara yol açmamak bakımından, hiç zaman yitirilmeden “canlı kasaplık hayvan, kesilmiş karkas et ithalatı, bir daha başlatılmamak üzere kesinlikle durdurulmalıdır.

-Besi hayvancılığında kullanılan fabrika yemlerinin temel ham maddesi olan “mısır ve soya” bitkilerinin genetiği değiştirilmiş formlarını yoğunlukla kullandığı bilinen Arjantin gibi Güney Amerika ülkelerinden yapılan et ve canlı hayvan ithalatı ise toplumumuzun sağlığını korumak amacıyla, öncelik ve ivedilikle durdurulmalıdır.

-Kısa dönem sorununun çözümü için tartışılması mümkün olan “besiye alınacak canlı hayvan ithalatının” ne zamana kadar ve ne ölçekte yapılacağı ve kademeli olarak kaldırılması hususu, sektörün sorumlu sivil aktörlerinin de etkinlikle yer alacağı katılımcı ortamlarda tartışılmalıdır.

Mahir GÜRBÜZ
TEMA Danışmanı